4 Eylül 2009 Cuma

BATUGOL'Ü KAZANMAK LAZIM

Batuhan Karadeniz nam-ı diğer Batugol adamın lakabı bile çakma! Bu çocuk 1991 doğumlu yaşım ortaya çıkacak amma doğduğunda ben liseye gidiyordum yahu, yani gözümde çocuk daha. Milli takımın alt seviyelerinde ve Beşiktaş Paf'ta ki performanslarıyla adından daha 15-16 sında bahsettirmeye başlamış Avrupa büyükleriyle anılır olmuştu. 16'sında lig'de maçlara çıkıp gol atan A milli olan bu kardeşimiz olayların adamı oldu çıktı. Kadıköy'de Fener derby'sinde boş pozisyonda olan Real'li Higuain'in abim demeye utandığı biraderine vermediği pas sonucu büyük tepki toplamıştı. Ehliyetsiz araba kullanmalar, genç milli takımda bir penaltı sırasında laubali hareketleri, hele kiralık gittiği Eskişehirspor'da kamptan kaçıp alemlere dalması bu çocuktan adam olmaz düşüncesini çıkarmıştı. Kamışa su yürüyünce hepimiz biraz şuurumuz yitirmiştik ama bu çocuk tam çılgın!

O değilde ben Batuhan'ı cidden çok beğeniyorum. Kiralık gittiği Eskişehir'de genç yaşında neler yapabileceğinin bazı örneklerini göstermişti bize. Müthiş fizik ve hava hakimiyeti dışında ayaklarına da hakim. İyi şutlar çıkarıyor, beleşçi değil ekmeğini taştan çıkarmasını biliyor evet bencil ama hangi büyük golcü bencil değildi ki? Bu çocuğu bir şekilde kazanmak, adam etmek lazım. Rijkaard'ın elinde olsa çok farklı olurdu ama işte şans. Her geçen gün malesef hem kendi hem Türk futbolu adına aleyhte işliyor.. Hadi be Batugol büyü ve olgunlaş biraz kendine gel ve o müthiş yeteneklerini bize sahada göster. Karı kız alem işlerini yapma edmiyorum hobi olarak gene yap tabi ama önce futbol.

Sezon Sonunu Göremezsin Mustafa Denizli!

18 sene Altay'da oynamış, korner ve frikik golleri hala konuşulan, futbolculuğu yıllarında Büyük Mustafa olarak anılan, futbol hayatının sonunda kısa bir Galtasaray macerası yaşamış, 33 kez milli forma giymiş, 12 golle 79/80 sezonu gol krallığı yaşamış bir isim Mustafa Denizli.

Futbolu bırakınca 3 sezon usta isim rahmetli Jupp Derwall'in yanında staj gören sonra başına geçtiği Galatasaray'da ilkleri yaşatan isim olarak hafızlara kazınan isimdir kendisi. Neler var bu ilkler arasında?
- 1988/89 sezonu Galatasaray'ı Şampiyon Kulüpler Kupasında yarı final oynatması ki bu başarı kulüpler düzeyinde uluslararası arenada yaşadığımız ilk büyük başarıdır.
- Fenerbahçe'yi şampiyon yapan ilk yerli hoca olması.
- Üç büyük takımı şampiyon yapan tek teknik adam olması.
- Milli takımı çeyrek finale çıkartan ilk isim olması(Euro 2000)


Neyse buraya kadar anlatılan şeyleri herkes biliyor zaten gelelim kendi yorumumuza. Mustafa Denizli benim nazarımda çağa uyum sağlayamamış, kafa yapısı hala 80'lerin sonu 90'ların başındaki futbola yatan, futbolda dünyada olan biten gelişmelere Fransız kalmış, yetersiz ama şanslı bir isim. Evet çok şanslı. Örneğin geçen sezon Beşiktaş'ı şampiyon yapan Denizli değil, oldum olası eksik olmayan balıdır. Ertuğrul gitmese GS ve FB'nin olmadığı bir lig de şampiyonluk daha erken gelirdi. Daha geçen sezona kadar yorumculuk yaptığı kanallarda adam markajından, 3-5-2'den falan bahsediyordu. Gene tandem falan oynatması da biraz gelişmedir kendisi için. Ben bu kadar ilki yapmasına rağmen Türk futbolu adına dahiyene birşeyini hiç görmedim. Ne biliyim bir maçta öyle bir değişiklik yaparsın ki vay be helal dersin veya kurumsal anlamda değişiklik yapacak bir fikir falan yok yok. Beşiktaş'ta Tello, Yusuf nerde oynadığı belli olmuyordu, milli takımda 3/5/2 nin sağına Arif'i falan koyuyor, Hakan Ünsal'ı sol açık oynatıyordu işte yaptığı yenilik değil anca gariplik olarak hafızalara kazınıyordu. Oldum olası sevemedim Dürülülü Mustafa'yı. Şansı ve balı bu sezon kendisine yardım edemeyecek ve sezon sonunu göremeyecektir ahan da yazıyorum buraya!
-

3 Eylül 2009 Perşembe

Marcelo Carrusca

Dün tv'de Estudiantes'in maçına denk geldim ve baktım bizim eskilerden, büyük beklentilerle gelen ama takıma malzemeci kadar faydası dokunmayan El Chelo lakaplı Çavuşoğlu Ömer'in deyimiyle KAPUSKA ilk 11 çıkmıştı sahaya. Lost gibi valla adam başa dönmüş! Ofsayttanda olsa bir de gol attı gene, aslında vasatın altındaydı yani eski günlerini aratmadı. Belki de doğum günü ertesine denk geldiği için teknik direktör bir kıyak yapmıştı kendine ama valla adam Estudiantes'in Cafercan Aksu'su eksiği var fazlası da yok! Oysa Tevez'li, Cavenaghi'li, Macherano'lu Arjantin ümit takımının yıldızlarınsandı. Valla onu bunu bilmem ben hala iddia ederim Carusca'ya ilk darbe Galatasaray-Mlada boleslav maçıdır çünkü başka bir genç yıldız Carrusca'nın transfer olduğu mevkide harikalar yaratmıştı ve orası için başkasına gerek kalmamıştı malesef(yani kendisi için malesef)

2 Eylül 2009 Çarşamba

Çok Fena Sakatlanırım!

Şaka maka nerdeyse oynamadan takımın en eskileri arasına girdi Tobi. Yakında kaptanlıkta ister! Hapşırsa verem olur, 31 çekse aids olur bu adam! Çok iyi ön liberoymuşta sakatlıklar yüzünden yararlanamamışız, bırak Allasen.. Allah'a yakın Cimbom'a uzak olsun. O değilde sezon sonu senden faydalanamadık şimdi tam iyileştin bırakmak istemiyoruz al sana 3 senelik sözleşme daha derlerse adam elini öper evine temiziliğe bile gelir Adnan Polat'ın. Emekli hayatı yaşayarak cebi doldurdu kereta. Bu adam başka kulübe gider tüm sezon sakatlanmadan sorunsuz oynarsa gördüğüm yerde ıslak odunla döverim yeminlen!

Kleberson

Kleberson aklıma gelince nedense Ronny Johnsen'i anımsarım. Arada alım satım yapılan isim koca Manchester United yani yaş tahtaya basmıyacak koca camia! Kleberson 2002 Dünya kupasında cambazlarla dolu Brezilya milli takımında ilk 11 çıkan ve orta sahanın hamalı olan biriydi. Hiç göze batmadı veya dikkat çekmedi ama Brezilya milli takımında ilk 11 çıkmak zaten başlı başına bir markaydı. Manchester United kaptı onu ama fazla sabredemedi Beşiktaş'ı kekleyip elden çıkardı. Buralarda da beğendiremedi kendini sonra ülkesine dönde ama bir baktım geçenlerde adam milli takıma yeniden seçilmiş ve oynuyor gerçekten şaka gibi! Gelelim Johnsen'e. Norveç ligi rekor transfer ücretiyle Kleberson'dan yaklaşık 10 sezn önce gelmişti Beşiktaş'a ve kimseye beğendirememişti kendini. Sonra Manchester United'a, iyi paraya satıldı ama o da ne! 6 sezon başarıyla giydi Manu formasını 4 lig şampiyonluğu 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu gördü. Eeee ne yani mi? İş bilenin Kılıç kuşananın diye birşey vardı sanki..

1 Eylül 2009 Salı

Ankaragücüme Gidiyor Böyle Yaşamak!!!

Ankaragücü'nün yeni başkanı 30 yaşında genç bir isim. Ankara'yı babasının çiftliği gibi yöneten İ.Melih'in pokemon kılıklı oğlu Ahmet Gökçek. Dün Ankaraspor Galatasaray maçında dikkatimi çekti bir adam karga tulumba stad dışına çıkarılırken el kol hareketleriyle olayı organzie ettiği belli olan gazı bitmiş sihirli lamba kılıklı Ahmet Gökçek etrafa kin kusuyor ama aynı zamanda babasını gururlandırıyordu.

Ahmet Gökçek daha önce babasının kendisine aldığı villada yaşanan usulsüzlükler, trafikte olay çıkarıp adam dövmek, kılıç taşımak gibi şeylerle gündeme gelmişti. Küçükken Sikinoski Sama'yı çok izledi galiba! Evet seni sevmiyorum sütoğlan babanı da sevmezdim zaten ama Ankara halkının omurgasızlığı en çok bana dokunan. ora ki kuruluş ve kurtuluş ateşinin fikri mücadelesinin en yoğun yaşandığı sonunda başkentimiz bile olmayı başarmış kutsal topraklar. şimdi birkaç kişinin oyuncağı olmuş ya başlıkta ki gibi Ankaragücüme gidiyor böyle yaşamak.

Aslan Yürek Ayhan


Son oynanan Ankaraspor Galatasaray maçında sanki birşeyler eksikti takımda. Evet Elano, Keita, Arda, Baros gibi starlar sahada olmasına rağmen gene de takım gerekli üretkenliği gösteremiyor orta sahanın göbeği beklenene cevap veremiyordu. Mehmet Topal ve Sarp koşuyor topu kesiyor ama o kadar, iş rakibi oynatmamaktan takımını oynatmaya gelince gözler Ayhan'ı arıyordu.

Ayhan yıllardır formasını delicesine terletip futbol anlayışını bile değiştirdiği Galatasaray'da malesef yıllar geçse de hala taraftarın büyük bölümünün içine sinmiyor. Her yumruk şova çağırıldığında armasını öpen Ayhan bilindiği üzere Galatasaray'a Beşiktaş'tan gelmişti hem de Ahmet yıldırım ve Mehmet Aksu artı 500 bin dolar karşılığı. Beşiktaş'a Gaziantep'ten transfer olurken verilen bonservis ücreti ve Şifo Mehmet'le yanyana oynar mı tartışmaları çocuğu yedi bitirdi zaten. 8.5 Milyon dolar civarıydı bonservisi ama o sezon transfer ücretleri zaten çok yüksekti örnek Baliç ve Hasan Şaş..

Toshack'lı Beşiktaş'la başladı Daum'lu Beşiktaş'la macerası bitmişti. Galatasaray'da sekizinci sezonu forvet arkası geldi ön libero oldu. Tugay'ın İngiltere'de yaşadığı değişimi Galatasaray'da yaşadı. Lucesku, Terim, Hagi, Gerets kim gelse futboluna artı değerler kattı. Bitti derken milli takımın orta sahasının alternatifi oldu. Gerçektan şarap gibi adam Ayhan, Seedorf'un yaşadığı iki yönlü futbol değişiminin benzerini yaşadı ve zaten var olan yeteneklerine yetenek kattı. Her zaman aranan kandır Galatasaray'da Ayhan gözler alıştı ona ve yokluğu hemen farkediliyor. Yalnız bırakamadığı bir huy var hırsından olsa gerek kamera ne zaman yakın çekim yapsa dudağını okuduğumuz "orospu çocuğu" türü küfürleri. ee olur o kadar der sevgilerimizi göndeririz kendisine.
free counters